Büyükada
Çarşamba, 14 Eylül 2011 22:39

İnci Çayırlı

Pazartesi, 19 Eylül 2011 15:51

Franz Ficher

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye'ye kaçıp, Büyükada'da derme çatma bir kulübeye yerleşti. Kamil Kaya adını alan Franz, 1985'e kadar 45 yıl boyunca orada yaşadı. O tarihte adalıların ve Avusturya Konsolosluğu'nun girişimiyle Darülaceze'ye yatırılan Franz kalan ömrünü orada tamamladı.
Cuma, 22 Nisan 2011 09:48

Pastacı Madam Ortans

Madam Ortans, Büyükada'da bugünkü Prenses Oteli'nin yerindeki Ankara Palas'ın altında küçük bir pastane işletirdi: Hanımeli Pastanesi. Alt katında imalathanesi olan küçük bir pastaneydi ama çeşidi çok bol ve lezzetliydi.

Hanımeli Pastanesi'nin şeker, yağ gibi malzemeleri Bakkal Fahri'ye sipariş edilir, malları oğlu Ahmet Tanrıverdi pastaneye taşır, alt kattaki imalathaneye indirirdi. Madam Ortans, çok kalender ve eli bol bir insandı. Daha dükkâna girer girmez küçük Ahmet'in gözündeki parıltıyı sezer, "İstediğin pastayı al ye aşağıdan" derdi.

Sonradan Büyükada'nın ünlü pastacısı olacak Niko Mundi, Madam Ortans'ın yanında çalışıyordu. Bir süre sonra pastaneye ortak oldu. Madam Ortans vefat edince, malı mülkü yeğeni Vartova'ya kaldı. Vartova kısa süre sonra Niko Mundi'yle evlendi.

Kategori Adalılar
Pazartesi, 19 Eylül 2011 20:49

Kaptan Faik Kul

Büyükadalı Kaptan Faik Kul, güzeller güzeli Fenerbahçe şehir hatları gemisini ta İskoçya Glasgow'dan teslim aldı. Gemiyi okyanusta Fransa, İspanya ve Portekiz açıklarından geçirdi, Cebelitarık'tan Akdeniz'e soktu ve bütün Akdeniz'i boydan boya aşarak Marmara Denizi'ne salimen ulaştırdı. Kaptan 3 bin 500 millik uzun yolculuğun son aşamalarındaydı. Büyükada yakınlarından geçerken vapurun düdüğünü uzun uzun öttürüp adalı arkadaşlarını selamladı. Rize kökenli Faik Kul, alaydan yetişmesine karşın İstanbul Denizcilik İşletmesi'nin en önemli, iyi, sevilen ve güvenilen kaptanlarındandı. Hava koşulları, rüzgâr, dalga, akıntı nasıl olursa olsun vapuru iskeleye, bir trenin gara girişi kadar rahat ve mükemmel yanaştırırdı.
Oturaklı, ağırbaşlı ve yakışıklıydı. Bir yerden geçtiğinde bakışlar ona odaklanırdı. 1952 yılında İtalya'da yaptırılan Paşabahçe gemisini İstanbul'a getirme görevi ona verilmişti. Aynı yıl İskoçya'nın Glasgow kentinde yapılan Fenerbahçe ve Dolmabahçe adlı efsanevi gemileri getirecek kaptanlar arasında o da vardı.
Bugün Faik Kul'un değil ama tıpkı kendisi gibi Büyükada Mezarlığı'nda yatan Türkiye Denizciler Sendikası Genel Başkanlığı ve milletvekilliği yapmış oğlu Emin Kul'un adı Şehirhatları gemilerinden birinde yaşatılıyor. Son seferini yapan Fenerbahçe gemisi ise 22 Aralık 2008'deki veda turundan bu yana Rahmi Koç Müzesi'nde sevenleriyle yeniden buluşmak için hazırlanıyor.
Perşembe, 01 Eylül 2011 22:59

Koço ve Andon Davula

Büyükada'nın tanınmış su ürünleri avcısı ve futbolcusu Koço Davula, balıkçı Haralambos Davula'nın iki oğlundan biri. Baba Haralambos da oğlu kadar ünlü. Çünkü o Sovyet Devrimi'nin önemli liderlerinden Lev Troçki'nin balıkçılık arkadaşıydı. Koço Davula baba mesleğini başka bir uzmanlık alanında sürdürdü. O; ıstakoz, pavurya, tarak, istiridye gibi kabuklu deniz canlılarının avcılığında ustaydı. Yakaladıklarını yazları adalardaki, kışları ise İstanbul'daki özel müşterilerine satardı.

1950'li yıllarda futbolda Türkiye Ligi henüz kurulmamıştı. İstanbul Mahalli Ligi vardı. Koço balıkçılığın yanı sıra dönemin tanınmış takımlarından sarı-beyaz formalı Emniyet Spor'un sağ bek oyuncusuydu. 1960'lı yıllarda futbolu bıraktıktan sonra Yunanistan'a göç etti ve orada vefat etti.

Kardeşi Andon Davula da balıkçıydı. O 1970'li yıllara kadar dayandı sonra Yunanistan'a göç edip orada evlendi. Andon Davula da tıpkı babası gibi bir ünlünün balıkçılık arkadaşı oldu. Yunan müziğinin efsanevi sesi, yorumcu Stelios Kazancidis (Kazantzidis) sık sık onunla balığa çıkardı.

Kategori Adalılar
Pazartesi, 19 Eylül 2011 20:56

Lev Davidoviç Troçki

Sovyet Devrimi’nin liderlerinden Lev Davidoviç Troçki, Politbüro'daki siyasi rakipleri olarak gördüğü tüm eski yoldaşlarını yok eden ya da çevresinden uzaklaştıran Stalin tarafından 1929 yılında ülkesinden kovulduğunda İstanbul'a gelmişti. 4 yıllık İstanbul yaşamının çoğunu Büyükada'da geçirdi.
Adada Stalin yönetimini eleştiren ve devrimin nasıl sürekli olacağını tartışan kitaplar yazan Troçki, kalan tüm zamanını balık avlamaya ayırıyordu. Balıkçılık arkadaşı dönemin ünlü balıkçılarından Haralambos Davula'ydı.
İkili Haralambos'un sandalıyla yalnızca onun bildiği balık yataklarında avlanırken, silahlı korumalar onlara nezaret ederdi. Troçki Sovyet ajanları tarafından her an öldürülebilirdi çünkü.
Türkiye'yi terk etmesinin ardından Fransa ve Norveç'te pek hoş karşılanmasa da bir süre barınmaya çalışan Troçki, çareyi Meksika'ya yerleşmekte buldu. Pek çok suikast girişiminden kurtuldu ancak 20 Ağustos 1940'ta, Meksiko'da ajan Ramón Mercader tarfından bir buz baltasıyla ağır yaralandı ve ertesi gün öldü.

Çarşamba, 14 Eylül 2011 08:14

Asım Mutlu

İstanbul'da doğdu. Mimarlık öğrenimini yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi'ni (bugün MSGSÜ) 1936'da bitirdi. 1940'ta Akademi'ye asistan olarak girdi. 1969'da profesör oldu; 1983'te emekliye ayrıldı. Hocalığın yanı sıra Akademi'de yönetim görevlerinde de bulundu. Bir yandan yalnız ya da meslektaşlarıyla ortak olarak çeşitli mimari uygulamalar yaptı. Yarışmalarda birinci gelerek projelerini hazırladığı Antalya/Aksu ve Kastamonu/Gölköy Köy Enstitüleri inşa edildi. Büyükada'da da 1941 yılında Ahsen Yapar ile Dört Evler'i inşa etti. İtalya ve Fransa devletlerinin liyakat nişanı verdiği Mutlu, İstanbu'da öldü.
Salı, 13 Eylül 2011 23:21

Bedros Kılıçcan

70’li yıllarda Gece Kuşları adlı grupta davulcu olarak başladığı müziği 10 yıl kadar sürdürdükten sonra ticari işleri yüzünden bıraktı. Denizaltı sporlarına merak sardı ve Büyükada’da balık adam olarak birçok dalışa katıldı.
Çarşamba, 14 Eylül 2011 10:11

Turgut Cansever

Antalya’da doğdu. 1946’da Güzel Sanatlar Akademisi (bugün MSGSÜ) Yüksek Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu. 1949’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nde doktor unvanını kazandı, 1960’ta doçent oldu. 1957’den 1980’e kadar İstanbul Belediyesi’nde danışmanlık, planlama müdürlüğü, Marmara Bölgesi Planlama Teşkilatı’nda ve Büyük İstanbul Nâzım Plan Bürosu’nda başkanlık, İmar ve İskân Bakanlığı ile Ankara Belediyesi’nde danışmanlık gibi görevlerde bulundu. 1983’te Ağa Han Mimarlık Ödülü’nün büyük jürisinde yer aldı.
1970- 1972 arasında Burgazada'da Halil Nadaroğlu Evi ve 1952'de Büyükada Rifat Yalman Evi'ni inşa etti. 1971-1973 arasında Bodrum’daki Ertegün Evi yenilemesinde ve 1961-1967’de Ankara’da (Ertur Yener ile birlikte) gerçekleştirdiği Türk Tarih Kurumu Binası’nda geleneksel biçimleri çağdaş bir anlayışla kullanmadaki başarısıyla 1980’de iki Ağa Han Mimarlık Ödülü birden kazandı. 1990’da Mimarlar Odası kendisine Büyük Ödül’ü (Sinan Ödülü) verdi. Ağa Han Mimarlık Ödülü’nü, Bodrum’da 1983-1991’de (Emine ve Mehmet Öğün, Feyza Cansever ile birlikte) gerçekleştirdiği Demir Evleri’nde insan ölçeğinde bir çevre yaratmada yerel-geleneksel teknolojiyi ustaca kullanması nedeniyle 1992’de bir kez daha kazandı. Mimarlık alanında kuramsal kitapları da bulunan Cansever 2005’te Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Türk mimarisinin tarihsel köklerinden kopmadan çağdaş mimari çizgiyi yakalayabilmiş” bir mimar olarak Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne değer görüldü. İstanbul’da öldü.

Perşembe, 15 Eylül 2011 10:42

Aliye Berger

1903'te İstanbul'da doğdu, buradaki Fransız okullarında eğitim gördü, resim ve piyano dersleri aldı. 1924'te Türkiye'de bulunan Macar keman virtüözü ve pedagog Karl Berger'den ders alan sanatçı 1935'ten 1939'a kadar Berlin ve Paris'te kardeşi Fahrünnisa Zeid'in yanında kalarak sanat hareketlerini izledi.John Buckland Wright'in atölyesinde heykel ve gravür çalıştı, 1951'de Türkiye'ye döndüğünde ilk kişisel sergisini açtı.luslar arası Sanat Eleştirmenleri Derneği'nin (AICA) 1954'te İstanbul'da toplanan kongresi nedeniyle Yapı Kredi Bankası'nın düzenlediği yarışmada ilk yağlıboya çalışmasıyla birincilik ödülünü, bir yıl sonra ikinci Tahran Bienali'nde ikincilik ödülünü aldı.
Aliye Berger desen ve yağlıboya resimler yaptıysa da çoğunlukla oyma baskı tekniğinde, siyah-beyazın ara tonlarında yapıtlar verdi. Zımpara kağıdı, kasap kağıdı ve tülbenti malzeme olarak kullanan sanatçı günlük yaşamın kalıplarını, İstanbul'un çeşitli köşelerini bazen gerçekçi, bazen de fantastik biçimde, özgün bir lirizm ve dışavurumculukla yansıttı.
Kategori Adalı Ressamlar
Sayfa 1 / 16
Buradasınız: Home Adalar Büyükada