Büyükada
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:33

Michael Tchernego

İngiltere doğumlu bir ressam. İstanbul'a ilk ayak bastığında, Büyükada'yı da ziyaret etmiş, Londra'nın kasvetli, karanlık atmosferinden sonra, söylediğine göre, dünyanın hiç bir kentinde Büyükada'da bulduğu ilhamı bulamayarak, 2006 yılında Büyükada'ya taşınmış. Çalışmalarına buradaki atölyesinde devam eden Tchernega, resim sanatına çocukluk yıllarında başlayarak, ilerki zamanlarda kendi özgün spatula tekniğini, Fransız empresyonistlerden (izlenimciler) etkilenerek geliştirmiş. 
Tchernega'ya göre, üzerinde çalışılması en zor olan obje, insan bedeni ve bedenin ışıkla etkileştiği çeşitli anlar. Bu da onun tarzını ortaya koyma şekliymiş. Ortaya çıkan özgün tarzını geliştirdiği en iyi platformun Büyükada olduğunu belirtiyor.

Kategori Adalı Ressamlar
Salı, 20 Eylül 2011 15:22

Murat Güler

Manş Denizi'ni yüzerek geçen ilk Türk yüzücü.
Kategori Adalı Sporcular
Salı, 13 Eylül 2011 18:13

Erdem Hamami

Sovyet Devrimi öncülerinden Leon Troçki'nin 1929 başlarında içinde iki üç yıl yaşaması nedeniyle ünlenen İliasko Köşkü'nü bugünkü biçimiyle yeniden yaptı.
Perşembe, 01 Eylül 2011 23:40

Achille Caivano

İtalyan bir ailenin çocuğu olarak Bulgaristan’da Drenovo’da doğdu. Mühendis olan babası Filibe-Drenovo demiryolu inşaatında çalışıyordu. Daha sonra yine demiryolu inşaatı için ailesiyle İstanbul’a geldi. Achille Caivano liseyi İstanbul’da bitirdi; 1930-1934 arasında Paris’te Bayındırlık İşleri Okulu’nda (Ecole Spéciale des Travaux Publics) okudu. Mezun olduktan sonra Atina’ya, 1945’te de İstanbul’a gitti. Adalar’da pek çok bina inşaatı gerçekleştirdi. İstanbul’da öldü.
Çarşamba, 14 Eylül 2011 13:23

Tanaş Kalfa

Büyükada'da Peuçak Köşkü'nü (Villa Rifat, 1911) inşa etti.
Perşembe, 01 Eylül 2011 23:41

Ahilleas Poliçis

1880 yılında Büyükada'daki John Avramidis (Con) Paşa Köşkü'nün inşaatını uygulamıştır.
Cuma, 22 Nisan 2011 09:18

Niko Mundi

Niko Mundi, Büyükada'da önce çalışanı, ardından ortağı olduğu Hanımeli Pastanesi'ni devralarak sürdürdüğü mesleğini daha sonra bugünkü Dolçi Pastanesi'nin yerinde açtığı Büyükada Pastanesi'yle daha da geliştirdi. Niko usta, pastacılıktaki becerisi kadar iyi yürekliliği ve yardımseverliğiyle de nam salmıştı. Her din ve kökenden adalıyla son derece dostane ve yakın ilişki içindeydi.

Öyle ki, Müslüman komşularından birinde bir cenaze olduğunda, onlara haber bile vermeden lokmasını hemen o kaynatır ve evlerine bizzat götürürdü. Pastacılıkta yalnızca ustalığıyla değil, yaratıcılığıyla da çığır açtı. Birbirinden farklı lezzetlerdeki meyveli kurabiyelerinin tadına doyum olmazdı. Ticari olarak hiç yapmadı ama dostları hazırladığı mezelerin de benzersiz olduğunu söyler. Onun rakı sofrasına konuk olmak özel bir deneyimdi. Eski patronu, tanınmış pastacı Madam Ortans'ın yeğeni Vartova ile evlendi. Hiç çocukları olmadı. Bu yüzden kendisiyle çalışan ve sanatını esirgemeksizin öğrettiği Hüseyin Karayaprak'ı oğlu gibi sevdi. Mundi Atina'ya göç ettikten sonra, çarşı içine taşınan Büyükada Pastanesi'nde onun zanaatını ve lezzetini Hüseyin Karayaprak devam ettirdi.

Büyükada'da hâlâ evi olan Niko Mundi, yazları hep memleketine döndü. Ta ki, ağır bir kalp ameliyatı geçirinceye değin. Ameliyattan sonra yatağa bağlı kaldı. Yetiştirdiği Hüseyin Karayaprak, ameliyat öncesi ve sonrasında bir ay boyunca Atina'da başucunda bekledi. Hüseyin Karayaprak'ın Büyükada Pastanesi bugün hâlâ aynı lezzeti yaşatıyor. O ve çalışanları herhangi bir mesleki sorun yaşadıklarında derhal telefona sarılıp Atina'daki ustaları Niko Mundi'yi aradılar... Ağustos 2014'de vefat etti, Büyükada'da gömüldü.

Kategori Adalılar
Pazartesi, 19 Eylül 2011 20:49

Kaptan Faik Kul

Büyükadalı Kaptan Faik Kul, güzeller güzeli Fenerbahçe şehir hatları gemisini ta İskoçya Glasgow'dan teslim aldı. Gemiyi okyanusta Fransa, İspanya ve Portekiz açıklarından geçirdi, Cebelitarık'tan Akdeniz'e soktu ve bütün Akdeniz'i boydan boya aşarak Marmara Denizi'ne salimen ulaştırdı. Kaptan 3 bin 500 millik uzun yolculuğun son aşamalarındaydı. Büyükada yakınlarından geçerken vapurun düdüğünü uzun uzun öttürüp adalı arkadaşlarını selamladı. Rize kökenli Faik Kul, alaydan yetişmesine karşın İstanbul Denizcilik İşletmesi'nin en önemli, iyi, sevilen ve güvenilen kaptanlarındandı. Hava koşulları, rüzgâr, dalga, akıntı nasıl olursa olsun vapuru iskeleye, bir trenin gara girişi kadar rahat ve mükemmel yanaştırırdı.
Oturaklı, ağırbaşlı ve yakışıklıydı. Bir yerden geçtiğinde bakışlar ona odaklanırdı. 1952 yılında İtalya'da yaptırılan Paşabahçe gemisini İstanbul'a getirme görevi ona verilmişti. Aynı yıl İskoçya'nın Glasgow kentinde yapılan Fenerbahçe ve Dolmabahçe adlı efsanevi gemileri getirecek kaptanlar arasında o da vardı.
Bugün Faik Kul'un değil ama tıpkı kendisi gibi Büyükada Mezarlığı'nda yatan Türkiye Denizciler Sendikası Genel Başkanlığı ve milletvekilliği yapmış oğlu Emin Kul'un adı Şehirhatları gemilerinden birinde yaşatılıyor. Son seferini yapan Fenerbahçe gemisi ise 22 Aralık 2008'deki veda turundan bu yana Rahmi Koç Müzesi'nde sevenleriyle yeniden buluşmak için hazırlanıyor.
Pazartesi, 19 Eylül 2011 20:56

Lev Davidoviç Troçki

Sovyet Devrimi’nin liderlerinden Lev Davidoviç Troçki, Politbüro'daki siyasi rakipleri olarak gördüğü tüm eski yoldaşlarını yok eden ya da çevresinden uzaklaştıran Stalin tarafından 1929 yılında ülkesinden kovulduğunda İstanbul'a gelmişti. 4 yıllık İstanbul yaşamının çoğunu Büyükada'da geçirdi.
Adada Stalin yönetimini eleştiren ve devrimin nasıl sürekli olacağını tartışan kitaplar yazan Troçki, kalan tüm zamanını balık avlamaya ayırıyordu. Balıkçılık arkadaşı dönemin ünlü balıkçılarından Haralambos Davula'ydı.
İkili Haralambos'un sandalıyla yalnızca onun bildiği balık yataklarında avlanırken, silahlı korumalar onlara nezaret ederdi. Troçki Sovyet ajanları tarafından her an öldürülebilirdi çünkü.
Türkiye'yi terk etmesinin ardından Fransa ve Norveç'te pek hoş karşılanmasa da bir süre barınmaya çalışan Troçki, çareyi Meksika'ya yerleşmekte buldu. Pek çok suikast girişiminden kurtuldu ancak 20 Ağustos 1940'ta, Meksiko'da ajan Ramón Mercader tarfından bir buz baltasıyla ağır yaralandı ve ertesi gün öldü.

Perşembe, 15 Eylül 2011 11:47

Tiraje Dikmen

Türk modern resim sanatının ülke sınırları ötesinde ün kazanmış temsilcilerinden olan Tiraje Dikmen, 1925 yılında İstanbul’da, Büyükada’da dünyaya geldi.

Babası, Türkiye’de mikrobiyolojinin öncülerinden olan veteriner Cafer Fahir Dikmen'dir. İki çocuklu ailenin ikinci çocuğu olan Tiraje Dikmen’in ablası ressam Şükriye Dikmen’dir. Tiraje Dikmen, babasının isteği nedeniyle ablasıyla birlikte erken yaşta Fransızca öğrenmiş ve Namık İsmail, Feyhaman Duran gibi ressamların Dikmen ailesini yakından tanıması nedeniyle sanatla ilgili bir ortamda yetişmiştir. Işık Lisesi'ni bitirdikten sonra, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun oldu. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ndeyken özel öğrenci olarak Léopold Lévy'nin atölyesine devam etti. 1949 yılında Fransız hükümetinden aldığı burs ile Paris’e giderek eğitim ve çalışmalarına burada devam etti.

1980’lerden itibaren ağırlıklı olarak İstanbul’da yaşamaya başladı; Büyükada’da doğduğu köşke yerleşti. 1990’larda ağırlıklı olarak göç temasını izleyen çalışmalar üretti. Sergi etkinliklerinden özellikle uzak durarak deneysel çalışmaları tercih etti.

1 Eylül 2014’te hayatını kaybeden ressam, Büyükada’da Tepeköy Mezarlığı’nda defnedilmiştir.

Kategori Adalı Ressamlar
Sayfa 6 / 16
Buradasınız: Home Adalar Büyükada