Büyükada
Perşembe, 21 Nisan 2011 23:55

Şemsi Molla

Büyükada'da, Şemsi Molla'nın sözünden kimse çıkamazdı. Aksiliği ve lafını esirgemediği için ondan çekinilir, hastalardan para almadığı ve yardımsever olduğu için sevilirdi. İster sevgiden ister korkudan, o ne derse olurdu. Ada esnafı belediyeden çok ondan çekinirdi.

Kuleli Askeri Lisesi Başhekimi Şemsi Molla'nın aksilik maskesinin ardında müthiş bir mizah ve hiciv gücü gizliydi. Yakın arkadaşı şair ve yazar Recaizade Mahmud Ekrem, bu özellikleri yüzünden ona "Ada Beyi" derdi

Şemsi Molla 1844 yılında doğdu. Önce medrese eğitimi alıp sonra babası, 2. Abdülhamit'in Hekimbaşı Celalettin Efendi gibi askeri hekim oldu, ihtisasını Paris'te tamamladı.

Şemsi Molla, vapur seferlerinin düzenli hale gelmesinin ardından yaz-kış Büyükada'da oturmaya başladı. Her gün Kuleli Askeri Lisesi'ne gidip gelirdi. Adadaki yoksul hastaların din-köken ayırmayan gönüllü hekimiydi. Recaizade Mahmud Ekrem'in oğlu, yazar ve eğitimci Ercüment Ekrem Talu anılarında Şemsi Molla'ya sıkça yer verir. Bunlardan birinde babasının Şemsi Molla'nın bir yağlıboya portresini yaptığını anlatır. Molla resim bittikten sonra bakar, "Yahu bu ben değilim!" der. "Sen değilsen de, ya kim" diye sorar Recaizade. Molla aksileşir: "Aşiret beylerinden biri! Sen galiba bana Ada Bey'i diye diye yüzümü de ters görmeye başladın". Recaizade altta kalmaz, "O terslik senin huyundan sirayet etmiştir. Yoksa ben doğru görürüm" diye tartışmayı noktalar ama Şemsi Molla'nın ikna olması haftalar sürer. Tanıdığı herkesi evine çağırıp resmin kendisine benzeyip benzemediğini sorar. Şemsi Molla 1894 yılında henüz 50 yaşındayken hayata veda etti.Hastanenin karşı köşesinden başlayıp, Büyükada Kültür Evi'nin arkasına kadar giden sokak bugün onun adıyla anılıyor.

Kategori Adalılar
Cumartesi, 03 Eylül 2011 14:08

Akillas Millas

Akillas Millas eski bir Adalı. 1970’lerde İstanbul ve Adalar'dan ayrılarak Atina'da yaşamına devam etti. Türkiye'nin önemli bir ortopedi cerrahı. Akillas Millas’ın çocukluk yıllarında başlayan tarih, araştırma ve koleksiyon ilgisi anneannesinin kendisine devrettiği Adalar ile ilgili bilgileri korumaya devam etmek ve geliştirmek merakı onu zamanla önemli bir yazar olma noktasına taşıdı. Titiz araştırmacılığı, sürekliliği olan disiplinli çalışmaları ve bildiği yabancı dilleri iyi kullanması ile önemli araştırmalar yapan Millas İstanbul, Türkiye ve Adalar’ın kentsel yaşamı, toplumsal izler, kentlilerin gündelik yaşam alışkanlıkları, mimari tarihi, kültürel yapısı başta olmak üzere mikro tarih yazıcılığında oldukça önemli eserler verdi. Adalar hakkında günümüzde yapılan yayınların büyük bölümü Millas'ın kitaplarına ve yol göstericiliğine dayanarak yazılabiliyor. Prinkipo, Halki, Antigoni, The Princes' Islands, Kilimatogya kitaplarından bazıları…
Perşembe, 01 Eylül 2011 23:42

Alexander Vallauri

İstanbul’da, Fransız kökenli Levanten bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası sarayın pastacısı idi. Vallauri 1869’da Paris’te Güzel Sanatlar Okulu’nda (Ecole Nationale Superieure des Beaux-Arts) başladığı mimarlık öğrenimini 1879’da tamamlayarak İstanbul’a döndü. Devlet ileri gelenleri ve Levanten ticaret çevresiyle ilişkisini iyi kullanarak kısa sürede İstanbul’da aranan bir mimar oldu ve önemli, büyük binalara imza attı. Karaköy’deki Osmanlı Bankası, Âsar-ı Atika Müzesi (bugün Arkeoloji Müzeleri), Beyoğlu’ndaki Cercle d’Orient Kulübü ve Pera Palas, Cağaloğlu’ndaki Düyun-ı Umumiye (bugün İstanbul Lisesi), Raimondo d’Aronco’yla birlikte yaptığı Tıbbiye-i Şahane (sonra Haydarpaşa Lisesi, bugün MÜ Tıp Fakültesi) ile Büyükada'daki Otel Prinkipo Palas (Eski Rum Yetimhanesi) bunların bazılarıdır. Vallauri, 1883’te öğretime başlayan Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âlisi’nin binasının da mimarı olduğu gibi, açılışından başlayarak 1908’e kadar Mimari Şubesi’ni yönetti ve Fenn-i Mimari hocalığı yaparak pek çok öğrenci yetiştirdi. Kesin olarak bilinmemekle birlikte büyük olasılıkla İstanbul’da öldü.
Cumartesi, 17 Eylül 2011 00:13

Ali Fethi Okyar

Ali Fethi Okyar, gençlik yıllarından itibaren Mustafa Kemal Atatürk'ün yakın arkadaşıydı. Asker, diplomat, milletvekili ve bakan Fethi Okyar,1930'da Atatürk'ün onay ve desteğiyle kurulan muhalefet partisi Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın başına geçmişti. Ancak aynı yıl, partiyi sürdürmenin olanaksız olduğunu düşünerek ve Atatürk'ün aynı yoldaki talimatına uyarak Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılmasına karar verdi, siyaset yaşamını sona erdirip Büyükada'daki evine çekildi. 11 Eylül 1931 Cuma günü Büyükada'ya gelen Atatürk, beraberindekilerle birlikte ona sürpriz bir ziyaret yaptı. Ancak Fethi ve Galibe Okyar çifti evde yoktu. Atatürk onlara el yazısıyla iki ayrı not bıraktı:  “Kardeşimiz Fethi Bey’i ve muhterem refikaları Galibe Hanım’ı ziyarete geldik.” İmzalar: Gazi M. Kemal, Makbule (kız kardeşi), Afet ve Zehra (manevi evlatları), Resuhi (Başyaver), Cevat Abbas ve Kılıç Ali. İkinci not da şöyleydi: “Kardeş evinde, öz kardeşlerle yalnız ve ancak öz kardeş ocağında olan ne düşünülürse, onu düşünerek söyleştik.” İmza: Gazi M. Kemal.

Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:48

Yahya Kemal Beyatlı

Şair, edebiyatçı, eğitmen, milletvekili ve büyükelçi Yahya Kemal Beyatlı Adalar'ı çok sever, sıkça gelip giderdi. En çok geldiği ve kaldığı ada ise Büyükada'ydı. Yahya Kemal'in Büyükada'nın Büyük Tur yolu üzerindeki yemyeşil Viranbağ bölgesi için yazdığı pek bilinen bir yaza veda şiiri vardı: "Adalardan yaza ettik de veda / Sızlıyor bağrımız üstündeki dağ, / Seni hatırlıyoruz Viranbağ! / Yine bir sofrada şen şakraktık, / Gün denizlerde sönerken baktık / Ve çobanlar gibi dallar yaktık. / Biz şen, onlarsa muammalıydı, / Birinin sözleri imalıydı, Birinin gözleri hummalıydı. / Acı duymuş diye aşkın tadını, / Hepimiz sevdik o solgun kadını, / Ve o gün rahibe koyduk adını. / Uyuduk kırda, gezindik dağda, / O yazın, ah o engin çağda, / Geçti en son gün Viranbağ'da."
Salı, 20 Eylül 2011 15:13

Lefter Küçükandonyadis

Efsanevi milli futbolcu, antrenör (Fenerbahçe, ACF Fiorentina, OGC Nice)

1935 yılının serin bir sonbahar günü, Büyükada'daki arsada, 8-10 yaşlarında bir grup çocuk, bez ve iple yaptıkları topun peşinde coşku içinde koşuyordu. Okul çantalarını üst üste koyarak kurdukları kaleye yaklaştığında küçük Lefter, topu ayağında fazla tutan Nuri'ye, "Pas ver, pas ver!" diye bağırdı. Nuri, topu takım arkadaşının önüne doğru yuvarladı. Lefter bir vücut çalımıyla karşısındaki oyuncuyu geçti, topu panik içindeki kalecinin bacakları arasından kaleye soktu ve "Gooool!" diye haykırdı.

1925 doğumlu Lefter Küçükandonyadis, 1941 yılında mahkeme kararıyla yaşı büyütülerek Taksimspor'a girdi. Askerlikten sonra 21 yaşında Fenerbahçe'yle anlaştı. Fenerbahçe formasıyla toplam 615 maçta 423 gol attı. 50 kez milli forma giyen ilk futbolcu oldu, yabancı takımlara 22 gol attı. 9 kez Milli Takım kaptanlığı yaptı. Fenerbahçe'den İtalya'nın ACF Fiorentina takımına transfer oldu. Bonservis ücreti alınarak yurtdışına transfer edilen ilk Türkiyeli oyuncu olan Lefter İtalya'da 1 yıl oynadıktan sonra, Fransa'nın OGC Nice takımına transfer oldu ve orada da 1 yıl oynadı. Futbol yaşamı boyunca profesyonel oyuncu olarak yer aldığı toplam 752 maçta tam 506 gol attı. Oyunculuğu 1964 yılında bıraktı, 1970 yılına kadar Türkiye ve Yunanistan'da antrenör olarak çalıştı. Zamanının çoğunu Büyükada'da geçirirdi. Büyükadalı futbol anıtı 2012 yılında vefat etti.

Kategori Adalı Sporcular
Pazartesi, 19 Eylül 2011 21:33

Sevin Zorlu

Büyükadalı gazeteci, yazar ve çevirmen Sevin Zorlu, 1925'ten Atatürk'ün ölümüne kadar Dışişleri Bakanlığı yapan Tevfik Rüştü Aras'ın torunu ve damadı Fatin Rüştü Zorlu'nun biricik kızıydı. 1936 yılında doğduğunda dedesi İstanbul ve Çanakkale boğazlarının statüsünü görüşmek üzere İsviçre'nin Montrö kentindeydi. Torununun doğum haberini alan Tevfik Rüştü Aras, Cumhurbaşkanı Atatürk'e bir telgraf çekerek sevincini paylaştı. Selanik'ten beri yakın dostu ve mücadele arkadaşı olan bakanıyla aynı duyguları paylaşan Atatürk de bir yanıt telgrafı gönderdi: "Bugün ülkemiz için çok güzel bir gün. Adı 'Sevin' olsun..." Çocukluk yıllarından başlayarak yazları Büyükada'da oturan gazeteci Sevin Zorlu 1970'li yıllarda sık sık teknesine biner, Yörükali plajına demirler ve akşam geri dönerdi. Oğlu Aslan Fatin Yener annesinin bu davranışını tuhaf bulur, "Yörükali çok kalabalık, tekne dolu. Başka bir koya gitsene anne" derdi... Annesi, "Yok canım, orası iyi" der, bildiğini yapardı. Sevin Zorlu, ölümünden 15 gün önce oğluna gerçeği itiraf etti: "Ben niye oraya gidiyordum biliyor musun? Saat beşten sonra poyraz çıkar, teknenin burnu Yassıada’ya döner. Ben de babamın şerefine bir bardak bir şey içerdim"... Sevin Zorlu 2006 yılında vefat etti.
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:19

Feryal Taneri

1952 yılında Zonguldak'ta doğdu. İlk sanat eğitimini İstanbul'da, Ressam Fuat Bey'den aldı. Mustafa Esirkuş'la yağlıboya ve desen çalışmaları yaptı. Lise yıllarında Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde, O. Zeki Oral'ın düzenlediği kurslara katıldı. 1972 yılında Güzel Sanatlar Akademisi, Bedri Rahmi Eyüboğlu Atölyesi'ne devam etti. Aynı yıl, Almanya'nın Hannover ve Bremen kentlerinde sanatsal incelemelerde bulundu. Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Heykel Ana Sanat Dalı'nda lisans, aynı Fakültenin Eğitim Bilimleri Enstitüsü Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim Ana Sanat Dalı'nda Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. Yüksek Lisans eğitim ve öğretim sürecini Prof. Dr. Bünyamin Özgültekin Baskı Atölyesi'nde, resim dalında ise Prof. Ramiz Aydın Atölyesi'nde tamamladı. Eğitimci ve Sanatçı Kişiliğiyle Ayetullah Sümer adlı tez çalışması yaptı. Sanatta 40 yılı aşkın bir süreyi geride bırakırken, yurtiçinde ve yurtdışında 35 kişisel sergi. açtı, pek çok yarışmalı sergi ve grup sergisine katıldı, kurucusu olduğu "Marmara Sanat Grubu"nun sergilerini düzenledi ve katıldı. Yurtdışında, 1995 yılında Lefkose - Kıbrıs'ta ve 2000 yılında Varşova - Polonya'da grup sergilerine iştirak etti. 2003 yılında Almanya'nın Schwabach kentinde, Galeri Gaswerk'de açmış olduğu kişisel sergi Alman basınında ilgi gördü. 2005 yılında düzenlenen 3. Uluslararası Tahran Bienali'nde, 3 eseri sergilenmeğe değer bulundu ve katalogda yer aldı. Yurt içinde ve dışında sanat sempozyumlarına katıldı , organizasyonlarını yaptı. Yağlıboya, suluboya, mask ve heykel çalışmalarından oluşan eserleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı, bankalar, müze ve belediyeler başta olmak üzere çeşitli özel ve tüzel koleksiyonlarda yer aldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı jürisinden geçen 3 eseri Bakanlık Koleksiyonu'na seçildi, 1986 ve 1995 yıllarında "Ziraat Bankası Koleksiyonundan Seçmeler" sergilerinde yer aldı. Başbakanlık Aile Şuraşı - Tablolarda Aile konulu yarışmalı sergiye katıldı, çeşitli kuruluşlar tarafından plaket ve teşekkür belgeleriyle ödüllendirildi. Yurt çapında düzenlenen pek çok yarışmanın seçici kurulunda yer aldı, aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Taksim Sanat Galerisi Jürisi'nde de görev yaptı. Uzun yıllar Güzel Sanatlar Birliği Resim Derneği'nde yönetim kurulu üyeliği yapan Taneri, ayrıca GESAM, UNESCO AIAP Türkiye Ulusal Komitesi ve Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği üyesidir. Çalışmalarını İstanbul Göksu'da özel atölyesinde sürdürmektedir.
Kategori Adalı Ressamlar
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:17

Erdal Alantar

1956 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisini (İDGSA) bitiren sanatçı, daha sonra sanat eğitimini Floransa'da sürdürdü. 1959 yılından sonra Paris'te yaşadı. 45 yılda 130'un üzerinde kişisel sergi açan ve grup sergisine katılan sanatçı İstanbul-Ankara-İzmir-Bodrum kentlerinin yanısıra Fransa, Almanya, İtalya, İsviçre, Belçika, Hollanda, İspanya, Avusturya, Danimarka, Romanya, Kanada, Hindistan gibi ülkelerde sergilere katıldı. Yurtdışında sayısız müze ve özel kolleksiyonda eseri olan sanatçının bugüne kadar kazanmış olduğu bir çok ödülü vardır. Ocak 2014'de hayatını kaybeden Erdal Alanlar'ın soyut resmin temsilcileri arasında çok önemli bir yeri vardır.
Kategori Adalı Ressamlar
Sayfa 7 / 16
Buradasınız: Home Adalar Büyükada