Büyükada
Cuma, 22 Nisan 2011 00:12

Kunduracı Manol ve Diğerleri

Kunduracı Manol'un (Manolis Epirus) dükkânı çarşıdaki bugünkü elektrik idaresinin yanındaydı. O zamanlar hazır ayakkabı almak kolay değildi. Ya Beyoğlu'ndaki lüks ayakkabıcılardan alınacak ya da Sümerbank'ın fabrikasyon ayakkabıları tercih edilecekti. İlki her babayiğitin harcı değildi çünkü çok pahalıydı. İkincisi ucuzdu ama yeterince şık ve rahat olmadığı için pek tercih edilmiyordu. Ismarlama ayakkabı hem daha ucuza geliyor hem de değişken zevklere hitap ediyordu. Bu yüzden Büyükada'da Manol başta olmak üzere Tanaş, Agop, Hristo gibi birçok ayakkabıcı vardı. Ölçü alırlar, model seçtirirler ve istenilen ayakkabıyı ahşap kalıplar üzerinde kısa sürede yapıp teslim ederlerdi. Ada yaşamı bu bakımdan da kendi kendine yetmeyi başarıyordu. Bugünkü elektrik idaresinin olduğu yerde bir de Karamürselli Faik vardı ama yalnızca tamirciydi.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 00:10

Asker Hüseyin

Askerliğini çok geç yaptığı için "Asker" lakabı takılan Hüseyin genellikle balık satardı. Demokrat Parti döneminde ona Büyükada'da sabit bir balık tezgâhı verildi ama biraz dağınık bir kişilikti, başını çeşitli dertlere soktu ve başarılı olamadı. 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra bugünkü elektrik idaresinin civarında bir balık tezgâhına daha sahip oldu. Sevdiği insanlara karşı bonkördü, enikonu fiyat kırardı. Ama delibozukluk orada da gelip yakasına yapıştı. Beş parasız kaldığı bir gün civardaki esnaf, "Anadan doğma soyunup buradan iskeleye kadar koş, sana 5 lira vereceğiz!" diye onu ikna etti. Asker Hüseyin, "Tamam!" dedi, anadan doğma soyundu ve iskeleye doğru koşmaya başladı. Onu koşturanlar derhal telefona sarılıp Asker Hüseyin'i polise ihbar ettiler. Hüseyin iskelede polisler tarafından karşılandı ve gözaltına alındı.

Bütün delibozukluğuna karşın bir gün nasıl becerdiyse esnaftan birinin boşandığı eşiyle evleniverdi. Hiç çocukları olmadı ama Asker Hüseyin bir anda duruldu, uslandı, efendi bir adam haline geldi.

Kategori Adalılar
Perşembe, 15 Eylül 2011 11:17

Erdal Alantar

1956 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisini (İDGSA) bitiren sanatçı, daha sonra sanat eğitimini Floransa'da sürdürdü. 1959 yılından sonra Paris'te yaşadı. 45 yılda 130'un üzerinde kişisel sergi açan ve grup sergisine katılan sanatçı İstanbul-Ankara-İzmir-Bodrum kentlerinin yanısıra Fransa, Almanya, İtalya, İsviçre, Belçika, Hollanda, İspanya, Avusturya, Danimarka, Romanya, Kanada, Hindistan gibi ülkelerde sergilere katıldı. Yurtdışında sayısız müze ve özel kolleksiyonda eseri olan sanatçının bugüne kadar kazanmış olduğu bir çok ödülü vardır. Ocak 2014'de hayatını kaybeden Erdal Alanlar'ın soyut resmin temsilcileri arasında çok önemli bir yeri vardır.
Kategori Adalı Ressamlar
Salı, 20 Eylül 2011 12:21

Apostol Kasapğolu

Koço Kasapoğlu'nun ağabeyidir.
Kategori Adalı Sporcular
Salı, 20 Eylül 2011 14:53

Kris Uncuyan

Arevyan'la birlikte 1939-1949 dönemleri çift erkekler şampiyonu oldu.
Kategori Adalı Sporcular
Salı, 20 Eylül 2011 15:34

Olcay

Zamanının çoğunu hâlâ Büyükada'da geçiriyor.
Kategori Adalı Sporcular
Perşembe, 01 Eylül 2011 23:50

Dandalo

Pazartesi, 19 Eylül 2011 20:56

Lev Davidoviç Troçki

Sovyet Devrimi’nin liderlerinden Lev Davidoviç Troçki, Politbüro'daki siyasi rakipleri olarak gördüğü tüm eski yoldaşlarını yok eden ya da çevresinden uzaklaştıran Stalin tarafından 1929 yılında ülkesinden kovulduğunda İstanbul'a gelmişti. 4 yıllık İstanbul yaşamının çoğunu Büyükada'da geçirdi.
Adada Stalin yönetimini eleştiren ve devrimin nasıl sürekli olacağını tartışan kitaplar yazan Troçki, kalan tüm zamanını balık avlamaya ayırıyordu. Balıkçılık arkadaşı dönemin ünlü balıkçılarından Haralambos Davula'ydı.
İkili Haralambos'un sandalıyla yalnızca onun bildiği balık yataklarında avlanırken, silahlı korumalar onlara nezaret ederdi. Troçki Sovyet ajanları tarafından her an öldürülebilirdi çünkü.
Türkiye'yi terk etmesinin ardından Fransa ve Norveç'te pek hoş karşılanmasa da bir süre barınmaya çalışan Troçki, çareyi Meksika'ya yerleşmekte buldu. Pek çok suikast girişiminden kurtuldu ancak 20 Ağustos 1940'ta, Meksiko'da ajan Ramón Mercader tarfından bir buz baltasıyla ağır yaralandı ve ertesi gün öldü.

Büyükadalı ressam Ayşe Mukaddes Yıldırım’ın anılarında Kamil bey hakkında verdiği bilgi:

“Sultan Azizin Teşrifat Nazırı Kamil Bey büyük dedemdir. Ailem bir asırdan fazla zamandır Adalıdır. Dedem Harun Aziz bey Büyükada Müjde sokaktaki 7 numaralı köşkü İngilizler’den satın almıştır. Büyük dedem Kamil Bey Büyükadayı çok sevmiş ömrünün son yıllarını Büyükada’da geçirmiştir. Sultan Azizin Teşrifat Nazırı Kamil Bey ada hayranıdır. Kamil Bey sarayda doğruculuğu ile tanındığından kendisine Mahşer Midillisi lakabı takılmıştır. Nazırın zamanın sadrazamı Ali Paşa’nın meclisinde geçen nükteli ve hicivli konuşmaları Nizam Caddesine ismini veren Nizami Beye ait kitapta geçmektedir.”

Büyük dede Kamil Bey’in Sultan Aziz zamanı ressamlarından Amedeo Prezisi tarafından yapıldığının tahmin edildiği yağlı boya portresi Adalar Müzesi’ne Ressam Ayşe Mukaddes Yıldırım'ın kuzeni Yurdaer Erşan tarafından Erşan ailesi adına Adalar Müzesi'ne bağışlanmıştır.

Sayfa 10 / 16
Buradasınız: Home Adalar Büyükada