Heybeliada
Perşembe, 15 Eylül 2011 10:15

Yesârî Âsım Arsoy

Türk Müziği; ölümsüz Ada şarkılarının bestekârı. Adalar, O’nun şarkılarında bir başka anlama büründü; O ve Adalar sonsuzluğa kanat açtılar, birlikte ölümsüzleştiler… “Biz Heybeli’de her gece mehtâba çıkardık” / “Çamlarda şafak rengi gibi gönlüme aktın” / “Alsam adanın dilberini çamlara gitsem” / “Ada günden güne âhûlara mesken oluyor” / “Adalar’dan bir yâr gelir bizlere” ve daha niceleri... Babası gibi solak olduğu için "Yesari" lakabıyla anılan Yesârî Asım Arsoy'un şarkılarında olduğu kadar hayatında da Heybeliada'nın önemli bir yeri vardı. Hayat arkadaşı, "Fanika"sı Suzan hanımla da orada tanışmıştı. 200'den fazla şarkısından birkaçı: "Yar yolunu kolladım", "Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır", "Yar saçların lüle lüle", "Akasyalar açarken"...
Salı, 20 Eylül 2011 13:33

Doğan Şahin

"Vapurunuz Heybeliada veya Büyükada civarına geldiğinde sizi jet ski'ye binmiş ak saçlı bir delikanlı karşılar. 80 yaşındaki tanınmış iş adamı Doğan Şahin, yaz ya da kış ayırmaksızın vapurunuzun çevresinde hızla tur atar, tehlikeli gösteriler yapar, jet ski'yi denize daldırıp, aniden yukarı fırlatır ve alkışlanır. Limanlar, suyolları, boru hatları inşa etmiş bir mühendis, eşinin aile şirketi Hacı Bekir'i yönetmiş bir iş adamıdır. Ama hepsinden önce deniz tutkunu bir sporcudur. Doğan Şahin, 1950 yılında yüzerek beş saate Büyükada turu attığında 19 yaşındaydı. 1952'de Anadolu Kavağı'ndan denize girip, tüm Boğaziçi'ni boyuna kulaçladı, 4 saat 13 dakikada Kız Kulesi'ne ulaştı ve oradan da Büyükada'ya kadar yüzmeye devam etti. Büyükada'ya ulaştığında yüzmeye başlayalı 13 saat olmuştu. Artık yurtdışındaki maratonlara katılmak, özellikle Manş Denizi'ni yüzerek geçmek istiyordu. Arkadaşları palavra attığını düşünüyorlardı ama o Cumhurbaşkanı Celal Bayar'dan yurtdışında yüzme izni almak için Dolmabahçe'den bir bayrakla denize girdi, 8 saat 15 dakikada Florya'ya ulaştı. Bayrağı Florya Deniz Köşkü'nde kalan Celal Bayar'a verdi ve izni kopardı. Avrupa'da Sen Nehri dâhil pek çok nehirdeki yüzme maratonlarına katıldı, Nil Nehri'nde 10 saat yüzdü. Akdeniz'deki pek çok yüzme maratonuna katıldı ve iyi dereceler aldı. 1961'de de amacına ulaştı: Tam 14 saat 21 dakikada Fransa'dan İngiltere'ye yüzerek Manş Denizi geçti. Bu Manş Denizi'ni geçen Türk yüzücüler arasındaki en iyi dereceydi. Son uzun mesafe yüzüşünü 1987 yılında Sarayburnu-Kınalıada arasında yaptığında 56 yaşındaydı. By-pass ameliyatından bu yana 16 yıldır jet ski'yle yüzüyor."

1931 Yüzme maratoncusu 1952'de Anadolukavağı-Büyükada arasını 13 saatte yüzdü. 1961'de 14 saat 21 dakikada Manş Denizi’ni geçti.

Kategori Adalı Sporcular
Cuma, 22 Nisan 2011 09:50

Aktar Arhimidis Efendi

Arhimidis Efendi'nin Heybeliada Aya Nikola kilisesi karşısındaki aktar dükkânında her derdin devası ve her çocuğun beklentisi aynı anda karşılık bulurdu. Kısa boylu, çıplak kafalı, kalın kaşlı, kalın sesli Arhimidis Efendi müşterisinin şikâyetlerini büyük bir dikkatle dinler, raflardaki üstü etiketli oval kutuları bir kimyager edasıyla indirip, gerekli ilacı hazırlardı. Reklis (Rakakiya) denilen anason pestili çok ünlüydü. Siyah, lastik görünümlü şeritler halindeki keskin anason kokulu şekersiz pestil; ağız kokusunu giderir, nefes açardı.

Tek bir ampulle aydınlanan, kepenkleri daima yarı inik izbe dükkân çocuklar için bayramyerinden farksızdı. Çikolatalı Zambo çikleti, Mabel çikleti, şemsiye çikolatası, kuru lokum, leblebi tozu, renkli macun şekeri, akide şekeri, nane şekeri hatta sapan lastiği, şimşir topaç, rengârenk cam bilyeler... Yani bir çocuğu mutlu edecek her şey oradaydı.

Dükkân yaz kış açıktı. Yazla kış arasındaki tek fark, Arhimidis Efendi'nin yelekli takım elbisesi üstüne giydiği yerlere kadar uzun kalın palto ve ellerine geçirdiği yarım parmak yün eldivendi. İstanbul'a mal almaya gittiğinde dükkânda eşi ve kızı Amalia dururdu. Amalia, kırmızı ya da koyu portakal rujunu sürmeden dükkâna inmezdi. Anne kız, satış yapar ama ilaç yapmazdı. O iş Arhimidis'in sorumluluğundaydı.

Arhimidis Efendi ve eşi hayata veda etti. Kızları Madam Amalia ve torunları Dr. Ligor, yazları Heybeliada'ya gelmeyi hiç ihmal etmiyor.

Kategori Adalılar
Salı, 20 Eylül 2011 15:26

Nihat Yılbar

1922 yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. Spora atletizmle başladı, 1938 yılında aletli jimnastiğe geçti ve 1944 yılında Türkiye şampiyonu oldu ve 1949’a kadar bu şampiyonluğunu sürdürdü. Heybeliada’da yaşadı. Jimnastiği bıraktıktan sonra 1960’da Almanya’ya gitti ve Frankfurt Duesche Turn Schule’de çalışmalara katıldı. Dönüşünde “Öğretim ve Yardım Usulleri ile Aletli Jimnastik” ve bu sporun kurallarını anlatan kitaplar yazdı. İstanbul İhtisas Kulübünü kurdu ve başkanlığını yaptı. Aletli jimnastik Türkiye şampiyonu 1944-1949 yılları arasında Türkiye şampiyonuydu. Aletli jimnastik konusunda eğitim kitapları yazdı. İstanbul İhtisas Kulübü kurucu ve eski başkanıdır.
Kategori Adalı Sporcular
Salı, 20 Eylül 2011 13:25

Dayman Orhan

Kravl stilinde yüzücü.
Kategori Adalı Sporcular
Salı, 13 Eylül 2011 22:34

Ahmet Rasim (Bey)

Darüşşafaka'daki öğrencilik döneminde Zekaî Dede'den müzik dersleri aldı. Çoğunun güftesi kendisine ait 60 kadar şarkı besteledi. Mezarı Heybeliada'dadır.
Bilinen 42 şarkısından birkaçı: “Güzel olsun cefakâr olmasın olmaz”, “ Yâr güldü benim bahtım uyandı”, “ Sevda ona yaklaşma yanarsın tutuşursun”, “Dök zülfünü ruhsarına mehtap tutulsun"...

Pazartesi, 13 Mayıs 2013 17:43

Prof. Neoklis Sarris Uzun

Heybeliadalı ve Atina’da yaşayan profesör Neoklis Heybeliada İlkokulu ve Fener Rum Lisesi mezunudur. Atina’da Pantios Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı. 2010 yılında Adalar Müzesi’nin açılışına da Atina’dan davetli olarak katılan Neoklis Sarris Uzun 19 Kasım 2011 tarihinde vefat etti.
Çarşamba, 14 Eylül 2011 23:13

Lynn Trepel Çağlar

Cuma, 22 Nisan 2011 09:27

Kriton Dinçmen

"Kışları ada, hemen hemen boşalıp, tek tük evlerde geçmişlerine kıvrılıp kalmış bir-iki ihtiyara kalınca, hiçlik egemenleşerek artık kendisinin dahi hiçleneceği sonu bekler... (...) İhtiyarlar bahçeden topladıkları bir-iki çalı çırpı ile tutuştırdıkları mangallarını evin en küçük ve rüzgar tutumayan odasında yakar; kendilerinin var oldukları zamandan beri tanıdıkları ve bugünkü hiçliklerine duygusal bir katılım ile saygı duyan esnafın kapılarına kadar getirdikleri ve yazın ödenmek üzere veresiye defterlerine geçirdikleri yiyeceklerle geçinir ve kendi içlerindeki bitmiş dünyada günlerini geçirirler."

Dr. Kriton Dinçmen tutkuyla sevdiği Heybeliada'dan sıradan insan yaşamlarını, "Symhonia Kakophonica" kitabında böyle anlatıyor.

1924 yılında Heybeliada'da doğan Kriton Dinçmen, 1948'de İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi, nöroloji ve psikiyatri ihtisası yaptı. 1961 - 1965 yılları arasında ADB'de, New Jersey Monmouth Medical Center'da dinamik psikiyatri alanında çalıştı, pek çok makalesi en saygın tıp dergilerinde yayınlandı ve pek çok araştırmacı tarafından kaynak gösterildi.

1965 yılından itibaren Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde çalışmaya başlayan Dinçmen, 1982- 1994 yılları arasında Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu Başkanlığı, 1990- 1999 yılları arasında Adli Tıp Enstitüsü'nde öğretim üyeliği yaptı. Kriton Dinçmen, 27 Ağustos 2008 tarihinde 84 yaşında hayata veda etti. Vasiyeti üzerine Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anatomi Anabilimdalı Başkanlığına bağışladığı bedeni, tıp öğrencilerinin eğitimde kullanıldı.

Kategori Adalılar
Cuma, 22 Nisan 2011 09:41

Niko ve Yusuf Alyanak

Niko ve kardeşi Yusuf Alyanak, Heybeliada'nın demircilik ve su tesisatı ustalarıydı. Refah Şehitleri Caddesi'ndeki küçücük dükkânlarında demirden imal edemeyecekleri şey yoktu. Niko biraz aksi, Yusuf güler yüzlüydü ama ustalıklarına diyecek yoktu.

Niko Usta Heybeliada Aya Nikola Kilisesi'nin baş hafızıydı. Türk sanat müziğini de çok güzel söylerdi. 1983 yılında iki kardeş birlikte bir televizyon programına davet edildiler. Önce Niko Usta'ya şarkılar söyletildi sonra sohbet devam etti. Ne yapıp ettikleri, akrabaları sorulurken, Yusuf Usta kız kardeşinin Yunanistan'a gittiğini, mutlu olduğunu çünkü kocasının ona iyi baktığını söyledi. Sunucu, "Siz niye gitmiyorsunuz? Orada daha rahat edersiniz" der demez, Yusuf Usta'nın güleç yüzü bir anda değişti. Cebinden nüfus cüzdanını çıkardı, "Bak, oku burada ne yazıyor! Ben senin gibi Türk vatandaşıyım. Sen şimdi bana ne demek istiyorsun!" diye gürledi.

Yusuf Alyanak 2006 yılı Şubat ayında vefat etti, Heybeliada Rum Ortodoks Mezarlığı'na gömüldü.

Kategori Adalılar
Sayfa 1 / 6
Buradasınız: Home Adalar Heybeliada